
"Tanrı kaderimizi yazarken kanımızı mürekkep diye kullanır; kanımızda ne yazılıysa biz onu yerine getiririz! Bizler Tanrı'nın ebedi kuklalarıyız." Böyle diyordu idamlık mahkûm kendisini savunurken. Cinayet romanı yazmak için bir katille tanışmak isteyen, bunun için de kendisiyle görüşmeye gelen yazar Gregory Morgan'ı antikacı-katil Arago'ya gönderirken Tanrı'nın yerine kendisinin geçtiğinin farkında mıydı peki? Yazarın kaderi onun bu önerisiyle çizilmişti çünkü.
Antikacı Arago'nun Günlüğü, Mehmet Murat İldan'ın ilk romanı. Bugüne dek kalemini daha çok tiyatro için kullanan İldan, bir cinayet romanıyla çıkıyor karşımıza. Uzun yıllar İngiltere'de yaşayan yazar, mekân olarak İngiltere'nin Colchester yakınlarındaki Dedham köyünü seçmiş. 1800'lü yılların sonundayız. Aristokrat bir yazar olan Gregory Morgan, bir yıldır eline kalem alamıyordur. Sonunda bir cinayet romanı yazmaya karar verir. İlk itiraz karısı Elizabeth'ten gelir: "Fakat sen her zaman yaşadıklarını yazdın, Gregory. Bizzat bildiğin, tanıklık ettiğin çıplak gerçeklere edebi elbiseler giydirdin". Fakat çözümü bulan da yine o olur. Ceza hâkimi olan babasının aracılığıyla kocasının idamlık bir katille görüşmesini sağlayacaktır. Bu 'maceranın' kendi sonunu hazırlayacağını bilmiyordur elbet.
Tanrı ve katil
Roman ilerledikçe 'esas katilin', 'idamlığın' da işaret ettiği gibi antikacı Arago olduğunu öğreniyoruz. Burada yazar klişenin serin kucağına sığınıyor: Antikacı-katil Arago yalnız kötüleri öldüren bir 'kahraman'. Bu sözler ona ait: "Kendimi hiçbir zaman bir günahkar olarak hissetmedim ben. Tanrı'nın keskin bir kılıcı, Rabbin cezalandırıcı bir kırbacı gibi gördüm kendimi." Fakat 'Tanrı'nın kılıcı' dünyayı tek başına 'adam edemeyeceğine' inanıyor besbelli: Yanına bir de çırak almış. Katil-çırağımız ise bir cüce. Fakat cüce, 'usta'sının ilkelerine yüz vermeye niyetli değil. 'Tanrı'nın kılıcı' olmak fikri belki de pek 'yavan' geliyordur kendisine.
Ben romandaki idam mahkûmunun sözlerine takıldım. Belki de haklıdır. İnsana düşen tek şey Tanrı'nın yazdığı bir hayatı yaşamaktır. Peki, romanın kaderini çizen kimdir? Yazar mı? Eğer öyleyse, karakterlerin 'Tanrı-Yazar'a isyan edip, kendi çizdikleri yolda ilerleme şansı var mıdır? Mehmet Murat İldan bu konuda ne düşünür? Okurla beraber koltuğa oturup, karakterleri onlarla beraber izliyormuş gibi yazması, romanda 'kaderi' çizenin yazar olmadığına inanmasından mıdır? Bunun için mi bir yazar olan Gregory Morgan da cinayet romanı yazmak için çıktığı yolda bizzat yaşadığı, dolayısıyla kendisinin belirleyemediği olayları kitaplaştırmak durumunda kalacaktır?
Antikacı Arago'nun Günlüğü yalnızca yazar/katil/stajyer katil üçgeninde geçmiyor. Aynı erkeği seven iki kardeşin dramına da tanık oluyoruz. Daha güzel, daha akıllı olan; fakat 'tercih edilmeyen' Catherine ile akıl hastanesinde tanışıyoruz. Catherine'in niye 'tercih edilmediği' ile ilgili teşhisi aktarılmaya değer: "Darwin'in kuramı aşkta geçerli değilmiş demek ki! Güçsüz olan kazandı, güçlü olan kaybetti! Sen (Gregory'i kastediyor) tabiatın tam tersisin! İsa Mesih gibi zayıfların tarafında muhtaçların yanındasın; senin dünyanda zayıflar zafer kazanıyorlar!" Catherine kendine bu kadar güvenedursun, biz romanda 'zaferin' izine rastlanmadığını, güçsüzlerin de kazanamadığını belirtelim. Bu iki 'kısmetsiz' kardeşin yollarının Arago ve cüce öğrencisiyle kesişmesini, Elizabeth'in sonunu hazırlayan süreci müstakbel okura bırakalım.
İldan, akıcı bir dille yazdığı romanını şu cümleyle bitiriyor. "Her şey başka türlü olabilirdi; ama her şey tıpkı böyle oldu; hayat da zaten başka türlü olabilecekken böyle olmanın ta kendisidir." Ben buradan (ve yeni baştan gözden geçirdiğimde kitabın tamamından) yazarın Tanrı'nın çizdiği 'kader'den ziyade 'tesadüflere' ehemmiyet verdiğini düşündüm. Tesadüfleri yaratan ise bireyleri eylemleri. O hâlde geriye şu soru kalıyor: Bu beş insanı bir araya getiren tesadüfler zincirini kim harekete geçirdi? Sabretmesini bilmeyen, İldan'ın deyimiyle 'hemenci' yazar Morgan mı, ona bir katille buluşma fikrini veren karısı Elizabeth mi; yoksa "katil de Tanrı gibi bir kader çizicidir" diyen antikacı Arago mu?
Ekin Kadir Selçuk
Radikal Kitap Dergisi
No comments:
Post a Comment