Sunday, September 6, 2009

Kültür Bakanı Önsöz Yazıları


"MOHANDAS KARAMCHAND GANDHİ"

ÖNSÖZ

Ünlü şair Rabindranath Tagore'un Gandi'ye verdiği lâkap "Mahatma" yani "Büyük Ruh"tur; bütün dünya onu bu görkemli sıfatla bilir.
Mahatma Gandi 30 Ocak 1948 yılında aşırı bir Hindu genç tarafından ateş edilerek öldürülmüştü. Öldüğünde malı mülkü, resmi bir makamı olmayan sade bir yurttaştı. Ancak o öldüğü gün Birleşmiş Milletler bayrağı yarıya indirilmiştir; cenazesinde milyonlarca insan gözyaşlarına boğulmuştur; dünyanın en önde gelen liderleri bu aziz insanın önünde derin bir saygıyla eğilmişlerdir.
Gandi'ye duyulan bu büyük sevginin pek çok kaynağı var: O, her şeyden önce insanlık vicdanının sözcülüğünü yapmıştır. Tarihte ruhun maddi şeyler üzerindeki gücünü böylesine etkili ve inandırıcı bir biçimde göstermiş başka bir insan yoktur. Bir ulusal bağımsızlık hareketini şiddet aleyhtarı politika izleyerek gerçekleştiren tek siyasal liderdir. Düşmanlarını iyilik, dürüstlük, alçakgönüllülük ve şiddete başvurmama silahlarıyla karşılamış ve insanoğlu bu evrende varoldukça her zaman hayranlıkla anılacak bir zafer kazanmıştır.
Mehmet Murat ildan'ın "Mohandas Karamchand Gandhi" isimli bu eseri, Gandi'ye duyulan derin sevginin tiyatro yoluyla yeniden canlanmasına ve "şiddet karşıtı" bir felsefenin şan ve şeref dolu günlerinin yeniden anımsanmasına önemli bir katkıda bulunacaktır.
Gandi'nin, âdeta bir insanlık okulunu andıran yaşam hikâyesinin dünya tiyatro yazınında yer almaması önemli bir eksiklikti ve şimdi bu yapıtla bu eksiklik giderilmiş olmaktadır.
Ayrıca, Gandi'nin hayatı boyunca en büyük ideallerinden biri olan Hindu-Müslüman dostluğu konusunda gösterdiği çabalar, söylediği sözler, bugün Hindistan'da ve Pakistan'da yaşanmakta olan Hindu-Müslüman çatışmalarının çözümü için de bir yol gösterici nitelik taşımaktadır. Genç ve yaşlı, yaşayan ve yaşayacak olan bütün nesiller Gandi'nin yaşamını dikkatle incelemeli ve kendilerine bu olağanüstü insandan dersler çıkarmalıdırlar.
Kültür Bakanlığı, dünya edebiyatına yeni ve evrensel yapıtlar kazandırma hedefinde başarıyla ilerlemektedir. Sanat, "yüksek değerler dünyasını" temsil eder. Türkiye Cumhuriyeti, 21. Yüzyılda bu yüksek değerler dünyasındaki yerini sağlamlaştıracaktır.
Bu vesileyle, genç oyun yazarımızı, oyunu inceleyip onaylayan değerli uzmanımızı, Bakanlık çalışanlarımızı ve matbaada kitabın basılmasına emeği geçenleri kutluyorum.

M. İstemihan Talay
Kültür Bakanı

“WİLLİAM SHAKESPEARE”
ÖNSÖZ


William Shakespeare evrensel bir dâhidir; Dünya edebiyat tarihinin en önde gelen yazarıdır. Hiçbir büyük adam bu kadar çok tartışma, övgü, yerme yüceltme ve eleştiri konusu olmamıştır. Çok çeşitli konuları ele alan oyunlarında büyüklük ve incelik, zekâ ve derinlik, tutku ve şiir vardır.
Ölümünün üzerinden üç yüz seksen beş yıl geçmiş olmasına rağmen yapıtları dünyanın her yerinde okunmakta ve oynanmaktadır. Meslektaşı ve çağdaşı Ben Jonson’ın da dediği gibi, “Shakespeare, bir çağın değil, bütün çağlarındır.”
Yalnızca elli iki yıl gibi kısa bir süre yaşamış bu eşsiz yazarın eserleri bir kitaplığı dolduracak kadar çoktur. Buna karşılık, hayatı üzerine bilinenler pek azdır; hayatı üzerine yazılmış tiyatro oyunları ise hiç yoktur. Mehmet Murat İldan’ın “William Shakespeare” adlı yapıtı bu alandaki eksikliğin giderilmesi yönünde bir “ilk adımdır.”
Oyun, I. Elizabeth dönemi tiyatrosu ve o dönemde tiyatronun ve tiyatrocuların sorunlarıyla ilgili pek çok ayrıntıyı da içermektedir. Oyunda Shakespeare dili ve Shakespeare mantığı kullanılmıştır.
Artık Türk Tiyatrosu, “Dünyadan yapıt alma” aşamasından “Dünyaya yapıt verme” aşamasına geçmiştir. Bu önemli süreçte Bakanlığımızın etkin bir rol oynaması bizi ayrıca gururlandırmaktadır.
Genç yazarımızı, oyunu inceleyip onaylayan değerli uzmanımızı, Bakanlık çalışanlarımızı ve matbaada kitabın basılmasına emeği geçenleri kutluyorum. Ülkemizin itibarı, bu tür evrensel eserlerin çoğalmasıyla daha da artacaktır. Bu artışlar aynı zamanda Türk Tiyatrosu için parlak bir geleceğin de teminatı olacaktır.
M. İstemihan Talay
Kültür Bakanı

“SAKYAMUNİ”
ÖNSÖZ

Buda, büyük bir düşünür, çağının bilgi sınırlarını aşmış bir bilgin, insanların inanma isteklerini akıl yoluna doğru yöneltmiş bir din kurucusudur. Yeryüzündeki en yaygın dinlerden birisidir Budizm ve bu dinler içinde belki de en ilginç olanıdır; çünkü bütün dinlerin bir tanrısı, ruh inancı ve çeşitli kurban biçimleri olmasına rağmen Budizm’de tanrı ve ruh inançları yoktur, kurban sunmak yasaktır ve sınıfsız bir topluma inanılır.
Buda’nın öğretisini yaymaya başladığı günlerden günümüze iki bin beş yüz yıldan daha fazla bir zaman geçmiştir. Bu geçen uzun zamana rağmen, Buda’nın çağdaş insana bir bildirisi, bugün bile geçerliliğini sürdüren sözleri vardır. Mehmet Murat ildan, “Sakyamuni” isimli bu eserinde Buda’nın yaşamından kesitler vermekte ve Buda’nın “bugünkü insanı” da ilgilendiren mesajlarını aktarmaktadır bize.
Bir “Dünya Devleti” olma yolunda mücadele veren Türkiye, ekonomik yükselişinin yanında kültürel yükselişi de gerçekleştirmek zorundadır. ‘Kültürel yükseliş’, bireylerin kültür düzeylerini olabildiğince artırmalarıyla mümkündür ancak; bunun yolu da kitap okumaktan geçer. Bir diyaloglar sanatı olması nedeniyle, edebiyat türleri içerisinde bir konuyu en doğal, en canlı biçimiyle okuyucuya veren tür tiyatrodur.
Tiyatro kitaplarıyla en karmaşık felsefeler, en derin tarihî kişilikler bile hafızalara görsel olarak kolayca yerleştirilebilir. Türk tiyatro yazarlarının ilginç, öğretici ve evrensel temaları eserlerine konu etmelerini, “Dünya Devleti” olma yolunda ilerleyen Türkiye’nin kültürel yükselişine, entelektüel açıdan zenginleşmesine önemli bir katkı olarak görüyor ve bu tür eserler veren yazarları kutluyorum.

M. İstemihan Talay
Kültür Bakanı


“GALİLEO GALİLEİ”
ÖNSÖZ


Din ile bilim arasındaki ilk ve en önemli kavga, bugün Güneş Sistemi adı verilen düzenin merkezinin güneş mi yoksa yeryuvarlağı mı olduğu konusundaki gökbilimsel tartışmadır. Ortaçağ bilginleri, Aristoteles’e ya da Kutsal Kitap’a dayanarak, Yer’in evrenin merkezinde kımıldamadan durduğu fikrini katı bir gerçek olarak kabul etmişlerdi; oysa bu, tümdengelimci, gözleme dayanmayan dogmatik bir yaklaşımdı.
Ortaçağ’da Yer’le ilgili farklı görüşler de vardı: Kopernik’çi kurama göre yeryuvarlağı durağan değildi ve günde bir kez kendi ekseni çevresinde, yılda bir kez de güneşin çevresinde dönüyordu. İşte İtalyan astronomu ve fizikçisi Galileo Galilei de gelenekçi düşünceye aykırı olan bu kuramı savunmuştur; bu kuramın savunmasını da teleskopuyla yaptığı gözlemlere dayandırmıştır; gerçeği kitaplarda değil deneylerde aramıştır...
Galile, bilim tarihine keşifleriyle, buluşlarıyla büyük bir bilim adamı olarak geçtiği gibi, baskı karşısındaki direnciyle de insanlık tarihine unutulmaz bir dava adamı olarak kaydedilmiştir. Bilgisizliğe karşı bilimin savaşını vermiş, yirminci yüzyıl biliminin temeli olan gözlemciliğin kurucusu olmuş bu müstesna insanın hayatının bir tiyatro oyununda ele alınması, unutulmaya yüz tutmuş büyük tarihsel olayların canlı bir biçimde anımsanması açısından kuşkusuz çok önemlidir.
Dünya tiyatro literatüründe Galile’nin hayatıyla ilgili yalnızca bir oyun mevcuttur; bu oyun, ünlü Alman tiyatro yazarı Bertolt Brecht’in 1938/39 yıllarında yazdığı “Leben des Galilei” (Galile’nin Yaşamı) adlı oyundur. Mehmet Murat İldan’ın “Galileo Galilei” isimli oyunu da bu alanda bir açılım yapmış olmaktadır. Christopher Marlowe’un Faust’u ile Goethe’nin Faust’u örneğinde olduğu gibi, aynı konuyu iki farklı yazarın değişik bir yorum ve değişik bir tarzla kaleme alması edebiyatı zenginleştirmektedir.
Dünya edebiyatının “aile fotoğrafında” yer alabilmek için, Türk tiyatro yazarları yerel temaların dışında evrensel temaları da muhakkak işlemeli ve bu alanda özgün eserler vermelidirler. Kitabın yazarını kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

M. İstemihan Talay
Kültür Bakanı


“DİLENCİNİN KEHANETİ”
ÖNSÖZ


“Kitaplar, gerçek dostlardır. İnsan, hayatın en büyük gerçek ve üzüntüleri içinde bile onlara başvurabilir ve onlarda istediği şeyleri bulabilir.” Fransız yazar Alphonse Daudet’nin kitaplarla ilgili bu doğru görüşünü biz de paylaşıyoruz.
Kitaplar gerçekten de bilge bir rehber, doğru yönü gösteren bir deniz feneri rolü oynarlar çoğu kez. Arayış içindeki okuyucu, kitabın içinde hızla koşar ve kitaptaki kahramanların sözlerinde kendi yaşamına ışık tutacak bir şeyler arar.
Mehmet Murat ildan’ın Batı tiyatro klâsikleri tarzında yazılmış ve 1930’ların Paris’inde geçen “Dilencinin Kehaneti” isimli bu oyununda, evliliği tehlikede olan bir kadının dilenci kılığındaki bir yazarla sokakta karşılaşmasından sonra gelişen olaylar anlatılmaktadır; dilenci, evli kadına değişik konularda evrensel nitelikte olan tavsiyelerde bulunmaktadır.
Tiyatroda söz sanatı güçlü olduğu için, okuyucuya verilmek istenen mesajlar da net ve güçlü olur. Edebiyat türleri içerisinde böyle önemli bir üstünlüğe sahip bulunan tiyatro türünde yazılan eserlerin çoğalmasını mutlulukla karşılıyoruz.
Türk tiyatrosunun, yirmi birinci yüzyılda dünya tiyatro denizini besleyecek en önemli nehirlerden biri olacağına inanıyor ve bunun gerçekleşmesi için çaba gösteren herkesi, Bakanlığımızı, yazarlarımızı ve matbaa çalışanlarını kutluyorum...

M. İstemihan Talay
Kültür Bakanı

No comments:

Post a Comment