Sunday, September 6, 2009

Büyünün Gözleri Önsöz Yazısı


“Büyünün Gözleri” İtalyan halk tiyatrosu tarzındadır. 16. yüzyılda İtalya'da alanlara kurulan ve çok basit sahnelerde oynanan oyunlar vardı; bunların seyircileri doğrudan doğruya sokaktaki insanlardır. Oyuncular, ellerinde yırtık pırtık şapkalarıyla seyirciler arasında neşeyle dolaşarak para toplarlar ve doğaçlamaya dayanan komediler oynarlardı. Bu tiyatro çeşidine "Commedia dell'arte" deniyordu. "Dell'arte" sözü oyuncuların ustalığını, oynanan komedilerin bir profesyonel işi olduğunu belirtmektedir. İtalyan halkı "Commedia dell'arte"yi çok severdi.

İtalyan halk komedileri Fransa, İngiltere, İspanya ve Almanya gibi ülkelerde gerçekten güçlü bir etki yaratmıştır; Moliere ve Shakespeare gibi tiyatro dahileri üzerinde de önemli tesirlerde bulunmuştur. Moliere'in Tartuffe, Cimri, Hastalık Hastası gibi oyunları ve Shakespeare'in İyi Biten Her Şey İyidir, Yanlışlıklar Komedisi ve Hırçın Kız adlı oyunları Commedia dell'arte etkileri taşır.

"Büyünün Gözleri," İtalyan halk tiyatrosu ekseninde yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan bir tiyatro anlayışıyla yazılmıştır. On altıncı yüzyılda yaratılmış ve o dönemde yaşamış olan halk tarafından büyük beğeni kazanmış olan bir tiyatro tarzının yirmi birinci yüzyılda da yeniden yaratılabileceği görüşünden hareket edilerek bu oyunu yazdım.

Geçmişte yaratılan güzellikleri kendi yaşadıkları çağda yeniden diriltmek ve görmek isteyenler her zaman var olmuştur. Örneğin on sekizinci yüzyılda yaşamış olan İtalyan oyun yazarı Carlo Goldoni ve meslektaşı Carlo Gozzi "Commedia dell'arte" tarzını, ortadan kalkmaya yüz tuttuğu bir sırada yaşatmak istemişlerdir. Geçmişin güzellikleri asla ortadan kalkmamalıdır! Onlar yeniden yaratılmalıdır!..

Pek çok alanda olduğu gibi, tiyatro alanında da geçmiş zamanlar mücevherlerle doludur. Bu mücevherleri taklide kaçmadan, özgün bir biçimde ve daha da güzelleştirerek yeniden yaratmak, büyük bir heyecan kaynağı olduğu gibi aynı zamanda da geçmişin büyük üstatlarını saygı ve sevgiyle yâd etmemize de vesile olmaktadır...

No comments:

Post a Comment